Yoruldum…

Ben seni seviyorum
Sen gezmeyi,senin hep gittiğin yere
Ben hiç gidemiyorum
Öylece durmayı seviyorum ben
Durup ardından bakmayı
Sen yürümeyi seviyorsun ama arkana bakmadan
Yaprak seviyorum ben, yaprak
Kuru yaş ayırmadan
Sen ezmeyi seviyorsun neye bastığına bakmadan…
(Ceyhun yılmaz)
Kelimelerin anlamsızlaştığı sadece gözlerin konuştuğu bir gündü. Soğuk değildi Titreten bedenini. Yavaşça yaklaştı… Dokunmak istedi fakat, gidecekti kararını vermişti.
Zamanı durdurmak istedi. Bir saniye geçsin istemiyordu. Biliyordu geçen her saniye uzaklaştıracaktı ondan sevdiğini… Yüreğini…
Evet, bir süre görüşmeyelim” dedi. Delikanlı gururlu “olması gereken bu, gözlerinde bir yabancı varken ben yokum” dedi. Boğazına takılan son lokmayı yerken ağlamamak için dişini sıkıyordu. Kız beklemiyordu  yada beklediği buydu.
Uzun uzun konuşmaya başladılar masada. Delikanlı kızın her kelimesinde uğrunda canını vereceği sevdiğinin ondan ne kadar uzaklaştığını hissetti. O an bağırmak geliyordu “ ben seni seviyorum, ne olursa olsun…” ama boğazında düğümlenen kelimelerin sebebi kızın gözleriydi.
Kız da kabullenmişti. Delikanlı Biraz onurlu biraz masum masadan kalktı hesabı ödeyelim ve Gidelim” dedi. Biliyordu Gidişi ertelemek hiçbir şeyi değiştirmeyecekti.
Kalktılar belki şehrin sokaklarında son kez beraber yürüyorlardı. Delikanlı üzgündü, yorgundu. Sevgilisini, sevdiğini kaybetmenin  acısı bir anda omuzlarına binmişti. Yere düşse
Kalkamayacaktı. Destek almak istedi sevdiğinden cesaret edemedi. Rol yapıyordu. Gururlu ve Güçlü bir genci oynuyordu. Kız tezgahlara bakarken  delikanlı hayatındaki boşlukla yaşamaya başlamıştı. Kız bir ara fark etti bunu. “sen böyle iken ben mutlu değilim, neden konuşmuyorsun” diyordu. Gülümseyerek.  Delikanlı “yoruldum” dedi sadece. Aslında Çok şey söyleyecekti ama… söylediği kelimeler ve oluşturduğu cümleler yüreğinde esen fırtınayı açıklayacak kadar yeterli değildi. Sonra dolmuşa bindiler. Kız üşümeye başlamıştı. Yavaşca delikanlıya sokuldu. “Elimi tutar mısın” dedi. Delikanlı duraksadı, beklemiyordu. Kalbi atmaya başladı. Sanki ilk kez tutacaktı. Önce dokundu çekinerek çünkü çekiniyordu. “sımsıkı sık “ dedi kız. Delikanlı belki yaşadığı Büyük aşkın sıcaklığını Hissetti o an. Bırakmak istemiyordu kızın elini. Yaşanmışlıklar ve Yaşananlar…
Her Bir karesi gözünün önünden geçiyordu. “sen benimsin” dedi. İçinden  dolmuşta bağırmak geldi içinden “SENİ SEVİYORUM” demek. Yüreği titredi. “Yıllar Sonra Bile Bu kalp senin için atacak ama sen bunu bilmeyeceksin” dedi. Kız sanki anlar Gibi Gülümsedi. “Ben kimseyi ama kimseyi seni sevdiğim gibi sevemem ki Sen bana aşk dedin, bizi kirletemem ki…” delikanlı bunları söyledi. Yol boyunca… Ama kız Bilmedi.
Dakikalar , saatler, günler , haftalar , aylar geçecek… Delikanlı kızın bıraktığı yerde İlk günkü bekliyor olacak. Yüreğinde Sevgi alev alev yanacak…
Çünkü Delikanlı Kızı Hiç kimseyi sevmediği kadar sevdi  ama Artık Anladı… Ne kadar sevsede, anılarda güzeldi. Yanında Yalanlar söyledi Genç Kız; Ve O Bitmeyecek Sevginin Bitmesine Sebep oldu sözleri, gözleri…

Leave a reply:

Your email address will not be published.

Site Footer